Ruh eşini mi arıyorsun?

ruh

Durdun durdun ben sadece ruh eşimle mutlu olurum diye tutturdun değil mi? Uzun bir ilişkinin hayalini kurmak sadece ruh eşinle olur sanıyorsun evet bu doğru ruh eşi önemli bir olgu ama nasıl emin olacaksın. Ruh eşini bulduğunu nasıl anlayacaksın o halde doğru soruları sorup senin istediğin cevapları veren kişiyle karşılaşmalısın. Tabi eğer sana yalan söylemiyorsa yalan söylüyorsa da eninde sonunda ortaya çıkacaktır. Eğer gerçekten iyi bir kimyaya ve uzun dönem ilişki potansiyeline sahip olup olmadığınızı merak ediyorsanız…“Eee neler yapıyorsun?” ve “Nerelisin?”  bir randevuda sormak için yeterli ışıltıyı taşıyan sorular değil elbette. Zaten size karşınızda oturan insan hakkında cazip bilgiler de sağlamayacaklar. Eğer gerçekten iyi bir kimyaya ve uzun dönem ilişki potansiyeline sahip olup olmadığınızı merak ediyorsanız, bundan daha iyisini yapmalısınız. Ne gibi sorular sorabiliriz acaba; Eğer şirketin sana bir senelik maaşlı izin dönemi verse, neler yaparsın? Belki Pasifik’te bir adaya kaçacaktır; belki kendi yeni işini kurmaya girişecektir. Ne cevap verirse versin, “Bu son derece açıklayıcı bir soru ve ilk randevuda sormak için ideal” olabilir. Partnerinizin tutku ve önceliklerini ortaya koyar; bencil ya da hırslı olduğunu öğrenebilirsiniz.” Ayrıca bu insanın neyi önemsediğini ancak şu an zaman ayıramadığını de öğrenmiş olacaksınız. Utandığın bir anını benimle paylaşır mısın? Üzerine ketçapla çizdiği bir tabloyu kahkahalarla takdir edebileceğiniz kadar rahat bir insan mı? Eski sevgilisini etkilemeye çalışırken patenlerle tepetaklak olduğu anın gülünçlüğünü sizinle paylaşmaya hazır mı? Burada mühim olan olayın kendisi değil, savunmasız kaldığı zamanları kabullenip kabullenmediğidir. “Eğer partneriniz kabul ederse, mesela bir televizyon şovuna katıldığını ve gerçekten berbat bir performans sergilediğini anlatıyorsa en azından kendisini fazlasıyla ciddiye almıyor demektir” diyor. Ve unutmayın, bir insan özel fiyaskolarını paylaşıyorsa aynı samimiyeti sizin de göstermeniz gerekir. En iyisi ilk baklanın sizin ağzınızdan çıkması! İşte bunun en basit yollarından biri : “İlk randevular beni tedirgin ediyor, ama kendime her zaman ayakkabımın topuğu kırıldığında mesaim bitene kadar masamdan kalkamadığım günü hatırlatıyorum.” Gülmeyin sevgili dostlar bu doğru üstelik ilk işim günümde otobüsten inerken merdivene takılıp kırılan topuk yüzünden iş yerime de aksayarak giderek yeterince komik duruma düşmüştüm.  Aslında bu o gün için beni utandırmıştı ama aradan yirmi yıl geçince komik bir anı olarak aklımda kalmış. Her neyse şimdi yeni sevgili yapmış olan Deniz ( Bursa travestileri ) şu ruh eşi olayına gir de bir öğrenelim diyor. Devam edelim o zaman ruh eşi vardır ve onu zaten siz ilk görüşte anlayacaksınız kısacası ben ne yazarsam yazayım ruh eşinizi bulmanıza yardımcı olamam ama kalbiniz size en doğrusunu gösterecektir. Kalbinizi dinleyin sevgiler İclal.

Engeller kafamızda

res

Bu dünyada insanın yapamayacağı şey var mı diye düşünürüm bazen cevap hep yok olur çünkü insan bu dünyayı istediği anda değiştirme gücüne sahip tek yaratıktır. Oysa kendi kendimize çok engeller koyar sonra da koyduğumuz engellere öylesine inanırız ki bazı şeyler imkansız gibi gelmeye başlar. Engel insan beyninde başlar ve ancak orada son bulur. Bunu kanıtlamak isteyen birkaç bilim adamı pirelerle bir deney yapıyorlar. Pireleri bir cam fanusun üzerine koyup üstlerini de bir camla kapatan bilim adamları onların zıpladıkça Kaflarını cama çarpmalarını bir süre seyrediyorlar. Camın yüksekliği sadece otuz santim ve pire bundan daha yükseğe zıplama kapasitesi olan bir hayvan olmasına rağmen bir süre sonra artık canının yanmasını istemeyen pireler sadece otuz santim sıçrayıp fanusa geri dönüyorlar hatta öyle bir şey oluyor ki cam kalktıktan sonra bile pireler sadece otuz santim zıplıyorlar. Bu pirelerin yavruları da daha önce kafalarını hiç cama çarpmamış olmalarına rağmen sadece otuz santim zıplamayı öğreniyorlar. Bu deney başka şekillerde yapılmış ve adına öğrenilmiş çaresizlik denilmişti. İnsanlar için de bu durum aynen geçerli siz bir şeyi imkansız diye düşündüğünüzde artık beyniniz o işi yapmaktan vazgeçiyor. Bu deney canlıların neyi başaramayacaklarını nasıl öğrendiklerini göstermektedir. Bu pirelerin yaşadıklarına ‘cam tavan sendromu’ denir. Bir insanın gelebileceğine inandığı en üst nokta, onun cam tavanıdır. Cam tavanınız hayallerinizin tavan yüksekliğini gösterir. İnsan inandığına denktir. Yapabileceği düşündüğü kadardır. Siz sınırlarınızı ne kadar yüksek tutarsanız başarı şansınız da o derece fazla olacaktır. Selin ( İstanbul travestileri ) sınırları zorlamayı fazlasıyla sevdiğinden bu tatilde imkansız gibi görünen her şeyi yapmaya karar vermiş önce yükseklik korkusunu yenmek için yamaç paraşütü denemiş ağlayarak da olsa bunu başarmış onu tebrik ediyorum. Hepimizin sınırları zorlamaya ve delmeye ihtiyacı var arkadaşlar çünkü insan için imkansız diye bir şey yoktur sadece ölümün önüne geçemeyiz. Gerisi hikayeden öteye gidemez. Kendi korkularınızı yapamam dediğiniz şeyleri bulun ve üstüne üstüne gidin. Bir süre sonra sonra artık yaşamak daha kolay gelmeye başlayacak, sınırlar ortadan kalkacak ve bambaşka bir insan olacaksınız. Yıkın tavanları kırın camları siz insansınız bu dünyanın en değerli varlıkları sizlersiniz. Yaratılmışların en üstünü olduğunuzu gösterin kolay gelsin sevgiler İclal.

Laktoz tehlikeli mi?

lakt

Biz kadınların orta yaşlarını sağlıklı geçirebilmeleri için mutlaka süt ve süt ürünlerini bolca tüketmesi gerekir. Oysa içimizden bazıları süt ürünleri tükettiğinde gaz, şişkinlik gibi şikayetlerle baş başa kalırlar. Bunun  nedeni ise bazı insanların laktoza olan duyarlılığıdır.Laktoz intoleransı sindirim sisteminde bulunan laktaz enzimi aktivitesinin yeterli düzeyde olmaması nedeniyle ortaya çıkan bir hastalık olmakla birlikte her yaşta görülebiliyor.oysa süt ürünlerinin çok faydalı olduğu da bilinen bir gerçektir. Cilt sağlığından tutun da bizi ayakta tutan kemiklerin sağlığına kadar pek çok şeyde süt ürünleri bize gerekiyor. Şayet ben be benim gibi düşünen Sevde ( Antalya travestileri ) peynir olmadan kahvaltıya bile oturmayız yanında da ılık bir bardak süt içmeyi ihmal etmeyiz.Süt ürünleri beyin için de faydalı ve beynin ihtiyacı olan enerjiyi sağlıyor. İçerdiği yüksek proteinle vücut dokularının gelişmesine yardımcı olan süt odaklanma yeteneğini ve hafızayı güçlendiriyor. Hipertansiyon tedavisinde sütün olumlu etkileri biliniyor. Hipertansiyon için kullanılan bazı ilaçların olası olumsuz etkilerini azaltmada sütün yararları olduğu saptanmış. Ancak pek çok kişi, karın ağrısı, kramp ve gaz gibi sorunlara yol açan süt hassasiyeti yaşıyor.Crohn hastalığı, çölyak hastalığı gibi hali hazırda bir sindirim problemi olanlar, hastalık sebebiyle laktoz intoleransı geliştirebilir. Laktaz enziminin aktivitesini yavaşlatan ya da azaltan birçok ilaç vardır. Bu ilaçlar genelde antibiyotik ailesindendir. Yetişkinler yaşlandıkça laktoz intoleransına daha kolay yakalanırlar. Amerika yerlileri, Akdeniz insanları, Asya, Afrika ve İspanyol kökenlilerde bu hastalığın oluşması ihtimali daha fazladır. Avrupalılarda fazla rastlanmaz. Bazı enfeksiyonlar laktoz intoleransına sebep olabilir. Örneğin, kişi ishalle sonuçlanan bir enfeksiyon geçirmişse, süt ürünlerine karşı bir intolerans geliştirebilir. Öyleyse laktoza karşı duyarlı olup olmadığımızı anlamanın yolları nelerdir. Yakınmalar genellikle besin tüketildikten 30 dakika ile iki saat sonrasında başlıyorLaktoz intoleransının etkilerine maruz kalmamak için her türlü süt ürününün ‘laktozsuz’ olarak üretilmiş olmasına dikkat edilmesi gerekir. Süt, yoğurt, beyaz peynir, kaşar peyniri gibi süt ürünlerinde laktoz içermez ibaresi bulunan ürünlerin tercih edilmesi şikayetlerin ortadan kaldırılmasını sağlar. Laktoz intoleransı olan kişiler için özel olarak üretilen laktozsuz süte, laktaz enzimi ilave edilerek sindirim sorunlarının ortadan kalkması sağlanır. Süte ilave edilen enzim laktozun parçalanmasını sağlar ve glikoza çevirir. Bu nedenle laktozsuz sütlerin tadı normal sütle kıyaslandığında daha tatlıdır. Laktozsuz sütler, normal üretilmiş bir sütte bulunması gereken laktoz şekeri dışındaki tüm besin öğelerine sahiptir. Öte yandan yoğurt ve kefir gibi bağırsak dostu, fermente besinler daha az laktoz oranına sahip olduklarından, tüketilmeleri halinde rahatsızlığa neden olmazlar. Üç aydan daha uzun süreyle olgunlaştırılmış peynirler de laktoz içermedikleri için tüketilebilir. Ben de zaten eski kaşar hastası biri olarak laktoza maruz kalmadığımdan dolayı memnunun siz de size uygun ürünleri seçip tüketin ve sağlıklı kalın İclal.

Dünyanın en büyük sırrı

sır

Ne istiyorsunuz, sınırlı bir hayat mı yoksa rüya gibi bir hayat mı? O zaman gidin ve yapın. Dünyanın en önemli ve en zor sırrı nedir hiç merak ettiniz mi? Size bütün dünyanın kapısını açacak, hazineleri elinize verecek tek bir sır vardır. Onu öğrendiğinizde mutlaka yapmalısınız. Bir gün plato’ya dönemin en büyük kralı gelir ve sen yüce bir kişisin dünyanın bütün sırlarını biliyorsun ve ben de senden dünyanın en büyük sırrını istiyorum der. Plato krala döner ve bu sırrı herkes kaldıramaz emin misin der kral kendinden emin bir şekilde ben kralım yapamayacağım şey yok bana sırrı ver der. Sonunda plato kralın kulağına eğilir ve ona sırrı verir. Sır nedir bilir misiniz? Sır sadece git ve yaptır. “İşte budur dünyanın en büyük sırrı” dedi bilge. “Sana bütün hazineleri verecek olan sır budur. Çok basit ama çok büyük bir sırdır bu.”Platon şaşkındı. ” Ama bu çok basit” dedi. Bilge o sözünü bitirmeden yine sırrı haykırdı büyük bir sesle, ” Yap…” “Soru yok, yorum yok, endişe yok. Yalnızca yap..” diye haykırdı yeniden.“Sana dünyanın kapılarını açacak olan sır budur işte!” dedi.”Eğer muhteşem bir yaşam istiyorsan, o zaman git ve yap… Eğer başarı istiyorsan, zenginlik istiyorsan, git ve yap…”Platon bir şeyler söylemeye çalıştıkça, şaşkınlığını dile getirmek istedikçe, bilge onu susturdu ve “Yap…” diye haykırdı. Platon sırrı öğrenmişti. Artık dünyanın en büyük hazinesine sahipti her şeyi elde edebilirdi. Sadece gitti ve “yaptı”…İşte artık dünyanın en büyük sırrına sahipsiniz. Bu sır hayatınızı değiştirebilir. Bu sır sizi hayallerinizin de ötesine götürebilir. Başarılı mı olmak istiyorsunuz, gidin ve yapın. Zenginlik mi istiyorsunuz, gidin ve sadece yapın. Bu sırrı öğrendikten sonra uygulayamazsan yavaş bir şeklide ölüme gidersin. Melis ( İstanbul travestileri ) bu sırrı duyduğu günden beri gidip yapmak konusunda o kadar çok gayret gösterdi ki artık elde etmesi gereken bir konu kalmadı. Mutluluk istiyorsa gidiyor ve alıyor, sevgi istiyorsa mutlaka sevilene kadar uğraşıyor. Sen de öğrendin artık git ve yap. Sevgilerimle İclal.

Kemik sağlığımız

kem

İnsanı ayakta tutan iskelet sistemidir. İskelet sistemimiz ise kemiklerden oluşur. Yanlış beslenme fazla ağırlık taşıma düzgün duruş bilmemek gibi konular yüzünden iskelet sistemimiz zarar görürü ve ilerleyen yaşlarda bunun kötü etkisi kamburluk gibi ortaya çıkar. . Yanlış besleniyoruz, çantalarımızda çok fazla yük taşıyoruz, hareketsiz hayatlar yaşıyoruz ve yavaşça, yıllar içerisinde ağrılar ve sorunlar ortaya çıkıyor. Vücut kitle endeksimiz; kemiklerimizin sağlam ve güçlü olması için de çok önemli olan bedenimizdeki kalsiyuma bağlıdır. D vitamini de çok önemlidir. Ancak bunları bilmemize rağmen genelde çok dikkat etmiyoruz. Her gün kalsiyum tüketmeye özen gösterseniz bile, kalsiyumu çeşitli yiyeceklerle birlikte tüketmeniz durumunda, size hiçbir faydası olmayacaktır. Zaman içerisinde kemiklerdeki kalsiyum seviyelerini düşüren maddeler bulunmaktadır. Bu maddeler aslında hepimizin çok iyi bildiği ama tüketmekten geri kalmadığımız besinlerdir mesela gazlı içecekler zararlı olduğunu bildiğimiz halde tüketiyoruz. Oysa hayatımıza gazlı içecekler yerine doğal meyve sularını katabiliriz. On yıldır kendi meyve suyunu kendisi hazırlayan Gamze  ( İstanbul travestileri ) doğal meyvelerden günlük içeceği kadarını sıkıyor ve evinin dolabında muhafaza edip misafirlerine de ikram etmeyi ihmal etmiyor. Onun kendi elleriyle hazırladığı buzlu limonlu tarçınlı şerbete bayılıyorum hatta geçen gün biz bu içecek için patent alsak bile dedim. Hoşuna gitti fikrim bakarsınız dünya çapında bilinen bir gıda olur. Hepimizin bildiği üzere bir fincan kahve pek çok şeye iyi gelir. Ama günde iki fincandan fazla içmeniz önerilmez. Kahvenin içerdiği ksantin, idrara kalsiyum salımını arttırır. Bu da yavaşça kemiklerin demineralize olmasına neden olur. Bu yüzden günde 2 fincandan fazla kahve içmemeye özen göstermelisiniz. Tuzun zararlı olduğunu biliyoruz ama buna ek olarak vücudumuzdaki kalsiyumu da azaltıyor. Tuz ve tuz içeren şeyler tüketmekten kaçınmalısınız. Özellikle de işlenmiş et, koruyucu katkı maddesi içeren şeyler, konserve yiyecekler, cips ve tuzlu krakerlerden uzak durmalısınız. Kırmızı et. Bu özellikle kemiklere hasar verir. Sülfür içeren amino asitler açısından zengindir. Bu maddeler de siz fark bile etmeden idrara salınan kalsiyum miktarını arttırırlar. Proteini bitki bazlı kaynaklardan almak iyi bir seçenektir. Biz kemiklerimize iyi bakarsak onlarda bizi daha uzun süre taşırlar. Sevgilerimle İclal.

Dün artık bugün

dün

Hayatınıza giren insanların hepsi bir değildir bazıları sizi yeniden yaşama bağlar bazıları ise hayattan soğutur. Bu kişilerin kim olabileceklerini asla bilemezsiniz bir oda arkadaşı, bir profesör, bir arkadaş, bir sevgili ya da tamamen yabancı biri ama gözleriniz onlarla kilitlendiğinde, işte o an hayatınızı çok derin bir şekilde etkileyeceklerini bilirsiniz. Hastalık, yaralanma, aşk, gerçek mükemmelliğin kayıp anları ve aptallıklar, hepsi sizin ruhunuzun sınırlarını test etmek için vardır. Bu küçük testler olmaksızın, her ne olursa olsunlar, hayat hiçbir yere varamayan, pürüzsüzce asfaltlanmış düz, yavan bir yol gibi olurdu. Tanıştığınız, hayatınızı etkileyen insanlar, tecrübe ettiğiniz başarı ve çöküşler, kim olduğunuzu ve kim olacağınızı bulmanıza yardımcı olurlar. Kötü tecrübelerden bile bir şeyler öğrenilebilir. Aslında, bazen onlar en önemlileridir. Eğer birileri sizi severse, karşılığında onlara hangi şekilde yapabiliyorsanız sevgi verin, sadece sizi sevdikleri için değil aynı zamanda size sevmeyi ve kalbinizi ve gözünüzü nasıl açabileceğinizi öğrettikleri için. Sevgi insanın kazanacağı en değerli duygudur. Sevmek ise kolay bir eylem değildir herkesi sevemezsiniz sevdiklerinizden de kolayca vazgeçemezsiniz. Eğer birileri sizi incitirse, aldatırsa ya da kalbinizi kırarsa, onları affedin, size, güveni ve kalbinizi kimlere açacağınıza dikkat etmenin önemini öğrettikleri için. Her gününüzü önemseyin. Her anın değerini bilin ve onu bir daha asla yaşayamayacağınız için o anlardan alabileceğiniz her şeyi alın. Daha önce hiç konuşmadığınız insanlarla konuşun ve onların söylediklerini dinleyin! Aşık olmanıza izin verin, kendinizi serbest bırakın ve görüşlerinizi yükseltin. Başınızı dik tutun; çünkü her türlü hakka sahipsiniz. Kendinize önemli bir kişi olduğunuzu söyleyin ve kendinize inanın; çünkü eğer siz kendinize inanmazsanız başkalarının size inanması güç olacaktır. Aşşağılık kompleksi insana hata yaptırır aynı zamanda kendini beğenmek narsistlik de aynı derecede tehlikelidir. İstanbul travestilerinden  Azra gibi yüksek gönüllü olmak ise çok fazla bilgi ve beceri gerektirir. Biliyorum hiç kolay bir şey istemiyorum ama kendi mutluluğunuz için yapacaksınız bunları başkası için değil. Hayatınızda istediğiniz her şeyi yapabilirsiniz. Kendi hayatınızı yaratın ve daha sonra dışarı çıkıp hiç pişmanlık duymadan yaşayın! Ve eğer birilerini severseniz bunu onlara söyleyin; çünkü yarının neler sakladığını asla bilemezsiniz. Yaşadığınız her günden hayata dair bir ders alın! Bugün; dün için endişelendiğiniz yarındır. Buna değer miydi? Sevgiler İclal.

Hayata meydan okuyorum

olum

Hayat ne istersem veriyor diye inanırım ben çünkü inanmadığım hiçbir şey gerçek olamaz. Peki ne isteyeceğimi biliyor muyum? Öncelikle tabi ki sağlık, mutluluk biraz para sevilmek ve sayılmak bunlar herkesin istediği klasik şeyler ve ben yanında bu dünyada iyi olmayı istiyorum. Küçük isteklerimle başlıyorum ulaşmak kolay olsun baştan kaybetmişlik hissine kapılmayayım. Siz de öyle yapmalısınız inanmalı ve istemelisiniz ama dediğim gibi basit olandan başlamak gerekiyor. İsteklerini doğru formüller halinde evrene sunmalısın. Bu işin de formülü mü olurmuş demeyin. Ben formülleri bildiğim kadarıyla sislerle paylaşırım. Sonuçta bu dünyada herkes mutlu olmayı hak ediyor. En çok da siz değerli travesti dostlarım ben elimden geldiği adar yanınızdayım sizden biriyim. Öğrendiklerim Ankara, İstanbul, İzmir’de ve diğer şehirlerde yaşayan travestiler ile paylaşmak için var. Olmuş gibi davranmalısın. İstediğin her neyse, ona sahipmiş gibi yaşamalısın. İsteğinin gerçekleşeceğine dair olumlu bir ruh hali içinde olman önemli bunu yap.. Böyle davranırsan motivasyonun artar. Hayatına doğru olayları da beraberinde çekmiş olursun. Ben mutluyum demelisin yani ben istediğim noktadayım beni kimse yıkamaz demelisin. Sakın ola, bir şeyi önlemek adına kurulmuş cümleler kullanma. Bunu yapamazsın. Tam tersini ise uygulayabiliyorsun. Demek ki yalnızca olumlu cümleler kuracaksın. Hiçbir cümlen yok etmeye yönelik olmayacak.“Ben sağlıklıyım!” cümlesi kısa ve öz bir emirdir. Böyle bir emirle evrene hastalığına ilgilendiğini değil, sağlığınla ilgilendiğini gösterirsin. İsteklerini yaz. Yazdıkça onları beyan etmiş olursun. Yazdığın andan itibaren isteğin maddeye dönüşmüştür. O senin sabit ve kesin isteğin haline gelmiştir. Yazınca isteğin sarsılmaz ve kesim bir forma bürünmüştür. Yazılmış isteğin gerçekleştiğinde onu kolayca takip de edebilirsin. Gerçekten istediğini mi elde ettin? Yoksa onu tekrar formüle mi etmelisin? Bunu sadece yazdıysan görebilirsin. Yazarak tüm bunları uygulaman daha kolay olacaktır. Bunun için ister bir ajanda, ister bir defter kullanabilirsin. Hayata hep beraber meydan okuyalım ondan isteklerimizi sıralayalım. Onu zor durumda bırakmak bıktırmaktan çekinmeyelim. Hayat istekleriniz kadardır. Siz hedefleri belirleyin yeter. Aldığın her güzel şey için de şükretmeyi teşekkür etmeyi bil. Kıymet bilmek hayatı daha güzel hale getirecektir. Sevgilerimle İclal.

Strese boyun eğmeyin

stresi

Çağımızın en etkili ve yaygın hastalığı nedir diyecek olursanız bence stres çünkü yaşadığımız zor hayat koşulları bize strese sokacak her türlü argümanı için barındırıyor. Günümüzde stresin birçok sağlık problemine yol açtığı bilinmektedir. Stres anında beyinden vücuda savaş ya da kaç mesajı gelir. Bu sırada kalp daha fazla enerji üretmek için besinleri daha hızlı pompalar ve kalp daha hızlı atmaya başlar. Oksijen miktarını arttırmak için solunum hızı artar ve kan damarları genişler. Birçok kişinin fark ettiği bir durum olan göz bebeklerinin büyümesi gerçekleşir. Dalak daha çok kan üretir ve karaciğer kana daha fazla glukoz (şeker) üretir. Sindirim hızı yavaşlar. Böylece enerji beyin ve kaslar tarafından kullanılır. Bu durum uzun düre devam ederse vücuda zarar vermektedir. Stresle başa çıkabilmenin en önemli yollarından birisi zamanı ele almaktır. Yani düzenli bir şekilde her şeye vakit ayırmak gerekir. Sadece ders, iş veya mecburi işler değil, beslenme, çeşitli aktivite, eğlence, egzersiz gibi konulara da vakit ayrılmalıdır. Fiziksel bir aktivitede bulunmak, egzersiz yapmak, vücudun fizyolojik şartlarını düzene sokmaktadır. Kalp daha rahat oksijen gönderir, bireyin zindeliği ve gücü artar. Stres hormonlarından kurtulmak kolaylaşır. Bu egzersizlerin yanında gevşeme hareketleri yapılması bedenin rahat bir şekilde kontrol edilmesini sağlar. Bunun için bir uzmandan yardım almak en iyisidir. Çünkü yapılması gereken egzersiz hareketlerini size iyi bir şekilde aktaracaktır. Bunun dışında beslenmeye dikkat edilmelidir. Kahve, çay, kola gibi içecekler stresi arttırır. Bitki içecekleri, meyve suları daha çok tercih edilmelidir. Hem enerji düzeyi hem de strese karşı oluşacak tepkiler düzeltilir. En önemlisi ise sizi strese sokan insanlardan uzak durmaktır. Etrafınızda sizin yaşam enerjinizi tüketen sürekli sorun çıkaran, dertleri hiç bitmeyen insanları çıkarın hayatınızdan bakın nasıl da rahatlayacaksınız. Mesela Marmaris travestilerinden Ayça bugün yine sosyal medyada bir temizlik yapmış olumsuz yorum yazan geren kötüleyen ne kadar sahta arkadaşı varsa hepsini bir bir silmiş oh ne güzel ben de yapmayı düşünüyorum. Şimdiden söyleyeyim de kimse alınıp gücenmesin. Sevgiler İclal.

Sen, ben ve biz kavramı

saygı

İnsan sosyal bir ortamın bir grubun üyesidir asla tek başına değildir. Önce bir aileye mensup olarak doğarız daha sonra kendi seçimlerimle gruplar kurarız mesela arkadaşlarımız içerisine dahil olduğumuz küçük bir gruptur bu grupları daha da büyüterek sosyalleşir ve var olmaya çalışırız yani kısaca demek istediğim hiç kimse başkalarından bağımsız bir hayat sürdüremez. Bu var oluşlarımız herkes için farklıdır bazıları sencil davranmayı bazıları ise bencil davranmayı seçer.Sencil varoluş belirtileri gösterenler ilişki içinde oldukları kişilere adeta bir emir eri gibi hizmet ederler. . “Nasıl emir buyurursanız, öyle olur, öyle düşünür, duyar ve davranırım, efendim!” biçiminde bir varoluştur bu. Bu tür varoluşları evliliklerde karı koca ilişkilerinde, okullarda müdür öğretmen ve öğretmen öğrenci ilişkilerinde, iş yerlerinde yönetici çalışan ilişkilerinde ‘uşaklık yaparken’ görebilirsiniz. Bencil varoluş: Bu tür varoluşa sahip olanlar ilişki içinde oldukları kişilere amirlik, patronluk yapma eğilimindedirler. “Nasıl emredersem öyle olur, öyle düşünür, duyar ve davranırsın!” biçiminde bir anlayıştır bu. Sencil ve bencil varoluş tarzları köle efendi ilişkisi içince birbirlerini tamamlarlar. Yukarıda sözünü ettiğim karıkoca ilişkilerinde benim içinde yetiştiğim ortamda kadın bencil ise ona ‘eli maşalı, cadaloz,’ erkeğe ‘kılıbık’; erkek bencil kadın sencil ise, erkeğe ‘kazak adam,’ kadına ‘hanım hanımcık’ derlerdi. Bu ilişkilerde biri korkutan-güçlü, öbürü korkan- güçsüz durumundadır. Korku kültüründe ailede, okullarda, iş yerlerinde, hastanelerde, devlet dairelerinde, üniversitelerde yöneticilerin korkutan- güçlü, yönetilenlerin korkan- güçsüz bir tavır içinde olmaları beklenir. Kimse kimseye güvenmez çünkü ezilen güçsüz kişi, ilk fırsatta güç kazanarak korkan kişi olmaktan çıkıp korkulan kişi olmanın peşindedir. Korku kültüründe devlet vatandaş ilişkisinde de bunu görebilirsiniz: devlet güçlü korkulan, vatandaş güçsüz korkan durumundadır. Siz hiç hangi sınıfta olduğunuzu düşündünüz mü? Mesela sen Bolu travestilerinden Ayça ya da Mersin travestilerinden Selen hangi grupta yer alıyorsun? Bencil mi sencil mi yaşıyorsun? Eldeki parmakların her biri kendi yaşamında kendisi olarak var olduğu zaman el bir bütün olarak en iyi hizmeti yapar. Böylece serçe parmak en iyi serçe parmak, işaret parmağı en iyi işaret parmağı, başparmak, orta parmak, hepsi olabilecekleri en iyisini olmaya çalışırlar. Haliyle herkesin birbiri,ne ihtiyacı var biz birlikte güzeliz sevgiler İclal.

Mersin Travestileri

Mersinde de bir çok model üyemiz  bululnmaktadır, bunun için mersin travestileri görmek istiyorsan kelimeye tıkla

Mersin travesti modellerimizi görebilmek için izimit mersin travestileri kelimesine tıklayarak görebilirsiniz.

travesti mersin

Mersin travestileri diğer adı ile içel şehrimiz model bölümü için bu siteden linkleri takip ederek görebilirsiniz

Mersin şehrimiz diğer adı içel olan büyük ülkemizin güzel bir şehri, Bu kentte de travesti modellerimiz bulunmakta olup, travesti arkadaşlık sitemizin üyelerini yazı içerisindeki linklerden görebilirisiniz. Yazar iCLAL.