Vazelin

Vazelin eski tarihlerden beri bilinen kullanılan en etkili nemlendiricidir ta babaannem bile vazelin ile ovalardı her yerini demek ki her eve bir vazelin gerekiyor. Bakalım başka nelere iyi geliyor bu vazelin sevgili travesti dostlar bakarsını pahalı kremlere para harcamak yerine vazeline geçiş yaparız. Elinizin altında bir kutu vazelin varsa, neredeyse yapamayacağınız şey yok. Sahte kirpik yapıştırıcısı: Sahte kirpiklerin altına biraz vazelin sürün, daha sağlam durduklarını göreceksiniz. Ayaklarınıza her gece biraz vazelin sürün ve çoraplarınızı giyin. Yumuşacık ayaklarınız olacak. Kirpiklerinize her gece bir pamukla vazelin sürün. Zamanla daha uzunlaşıp kalınlaşacaklar. Diz ve dirsekleriniz kuruysa vazelin cildinizi kurtarabilir. Nemlendirmenin yanı sıra cildinizi pürüzsüzleştirir. Cildinizi ölü deriden arındırın ve dudaklarınıza her gün biraz vazelin uygulayın. Hem nemli kalır hem de daha fazla kurumazlar. Bir bardak şeker veya deniz tuzunu biraz vazelinle karıştırın ve cildi temizlemek için kullanın. Ayrıca nemlendirir de. Manikür yaparken fazla deriyi yumuşatarak tırnak çevresindeki ölü derilerden çok daha kolay kurtulabilirsiniz. Bu ölü derilerden en çok da soğuğa maruz kalan Ankara travestileri yakınıyor kışın kuru havada tenleri pul pul dökülmeye başlayınca koşup en pahalı kremlere sarılıyorlarmış oysa eminim bu yazıyı okuduktan sonra sadece vazelin kullanacaklar. Kakao ile biraz vazelin eritin ve bir kaba koyup sertleşmesini bekleyin. Nemlendirici ve renkli bir dudak boyanız olacak. Rahatlatmak ve daha kolay masaj için vazelin sürün. Bir ışık altında vazelini eritin ve biraz nemlendirmek için cildinize sürün. Ağır kimyasallar yerine vazelin ile makyajınızı temizleyebilirsiniz. Tıraş ile oluşan tahrişi rahatlatmak için biraz vazelin uygulayın. Kaşlarınızı kalın ve yerinde tutmak için biraz vazelin sürün. Kafatasınıza biraz vazelin ile masaj yapın. Vazelin derinizin kalkmasına ve kaşınmasına iyi gelecektir. Ameliyat ve incinme sonrası yaraları azaltmak için her gün vazelin sürün, hücreleri yeniler. Rujunuzu biraz vazelin ile karıştırın ve kremli nemlendirici bir ruj hazırlayın. Saç çizginize vazelin sürerek saçlarınızı boyarken boyanın ciltte iz bırakmasını önleyebilirsiniz. Derilerin parlaması için çanta, ayakkabı ve türlü deri ürüne yavaşça masaj yaparak uygulayın. Sağlıklı mutlu günler dilerim İclal.

Epifiz Bezi

İnsan vücudunda (beyinde) epifiz bezi olarak bilinen, aynı zamanda üçüncü göz olarak adlandırılan bir organ bulunmakta farkında mısınız ya da daha önce duydunuz mu bilmiyorum. Ben bu hakkında merakım yünden bira araştırma yaptım ve çok ilginç bilgilere ulaştım eğer merak ettiyseniz travesti dostlar bu yazımı mutlaka okumaya devam ediniz .Epifiz bezinin ingilizce asıl adı Pineal Gland’dır. Pineal denmesinin sebebi ise bu organ çam kozalağına benzemekte. Hatta birebir aynı şekildedir. Çam kozalağının ingilizcesi de pine cone. Bunları detaylı belirtiyorum çünkü birazdan lazım olacak. Beynin merkezine yakın iki yarım küresi arasında yer alan bu küçük çam kozalağı, uyuma, uyanma zaman kavramı, vücudu geceye gündüze göre ayarlama, mevsimsel fonksiyonlar dahil kabataslak bütün işlerle uğraşan, asıl görevi seratonin ve melatonin hormanlarını salgılamak olan bir doku parçası. Hatta astral seyahat denilen gerçekliği kanıtlanmamış ama çoğu kişinin inandığı ruh seyahati olayının bu doku parçası ile mümkün olduğu söyleniyor. Göçmen kuşların ve görme engelli insanların yol bulma kabiliyeti bile Epifiz bezi sayesinde başarılı olduğu söyleniyor. Yüksek güçlerin bu bilgiyi bizden saklamasının en büyük sebebi ise insanların nasıl güçlü bir dokuya sahip olduklarını, nasıl bir potansiyelleri olduklarının farkına varmalarını istememelerinden kaynaklanıyor. Bezin 3. göz olarak adlandırılmasının sebebi ise dokusal olarak göz yapısına benzemesiymiş. Ancak bir fark ile gözlerimiz ışık ile harekete geçerken, epifiz bezi ise karanlıkta, ışık kesildiğinde aktif oluyor. Epifiz bezi kelimenin tam anlamıyla insanlar için fiziksel ve ruhsal dünya arasındaki bir bağlantı noktası. Hatta ünlü bilim adamı Rene Descartes insan ruhunun bu salgı bezinin üstünde bulunduğunu iddia etmiş yüzyıllar önce.. Bu bezi etkinleştirmenin yoga, meditasyon ve diğer gizli yöntemlerle mümkün olduğu söyleniyor. Sırf bu bezi ortaya çıkarmak için yoga yapmaya başlayan İstanbul travestilerinden Melis amacına ulaşmak üzere olduğunu belirtiyor umarım epifiz bezi gelişir. Bu etkinleştirmeyi mümkün kılmak demek, astral seyahat ile başka boyutlarda seyahat etmek ile aynı şey demek oluyor bu arada Eski Sovyetler Birliği hükümetleri dahil olmak üzere çeşitli gölge örgütler, kamudan gizli şekilde kilitli odalar arkasında bu bilgiyi uzun yıllar araştırıp saklamışlar. Sevgilerimle İclal.

Asprin hakkında bilinmeyenler

Benim bu yaşıma kadar bildiğim kullandığım en etkili ilaç Asprindir nerem ağrısa illa bir asprin içerim. Asprin hakkında yeterince bilgi sahibimiyiz acaba bakın ne gibi bilgiler aktaracağım değerli travesti dostlar size umarım yeterli olur. Aspirin, fazla yoğun olmayan ağrılar ve sızılar için içilen, ağrı kesici ve ateş düşürücü özellikte bir ilaçtır. Kanı seyreltici etkiye sahip olmakla birlikte kalp krizine karşı da koruma sağlar. Bu nedenle uzun süreler boyunca az dozajlarda alınabilir. Aspirin’in ilk versiyonunun Hipokrat tarafından söğüt ağacı kabuğu ile yapıldığı ve etkisinin 3 bin yıldan fazla zamandır bilindiği söylenir. Eken maddesi asetilsalisilik asit (kısaca “ASA” diye bilinir) olan Aspirin’i ilk olarak kimyager Felix Hoffmann bulmuştur. Aspirin, aynı zamanda sirke asiti gibi kokar. Kısa sürede etken maddesi yerine marka adıyla akılda kalmaya başlaya Aspirin, 1900’lerde Avrupa’daki grip salgınını bertaraf etmeye yardım etmiştir. Aspirin’in en etkili olduğu hastalık ve rahatsızlıklar, ağrılar, sızılar, yüksek ateş ve soğuk algınlığıdır. Sonraki yıllarda, Aspirin’le ilgili yeni keşifler dikkat çekmiştir. 1940’lı yıllardan itibaren, Apsirin’in kalp krizi ve felç riskini de azalttığı fark edilmiştir. Ancak bunun kanıtlanması 20 seneyi bulmuştur. Kanadalı profesör Henry J. M. Barnett, Aspirin’in beyinde gerçekleşen geçici dolaşım sorunlarını ve ikinci kez felç geçirip felç sebebiyle oluşan ölüm riskini azalttığını kanıtlamıştır. 1985 yılında ise dönemin sağlık bakanı Margaret M. Heckler, kalp krizi geçiren insanların Aspirin’i düzenli olarak alırlarsa ikinci kez kriz geçirme ihtimallerinin yüzde 20 oranında gerilediğini duyurmuştur. Amerika’da 22 bin doktorun katıldığı bir araştırmada ise, Aspirin kullanımının kalp krizi riskini yüzde 44 gibi bir oranda gerilettiği sonucu ortaya çıkmıştır. Bu araştırma Newsweek’in 8 Şubat 1998 tarihinde çıkardığı sayıda işlenerek Aspirin akut kalp krizi riski taşıyan insanlara önerilmiştir. Aspirin, Avustralyalı profesör Gabriel A. Kune tarafından yapılan bir araştırmaya göre kolon kanserini önlemek konusunda da etkilidir. Kolon kanseri yakın zamanda çok sevdiğim Antalya travestilerinden Su’ yun annesinin vefat etmesine neden olmuştur. Sonradan asprin hakkında bu bilgiyi verdiğim Su keşke daha önce haberim olsaydı ve anneme sadece asprin verseydim dedi. Kune’a göre, ilacı düzenli olarak içenlerde kolon kanseri riski yüzde 40 oranında gerileyebiliyor. Bu araştırmanın sonuçları, Amerikan Kanser Derneği tarafından da doğrulanmıştır. Aspirin, Bayer’in tescilli markasıdır ve günümüzde 80’den fazla ülkeye ulaştırılmaktadır. Asprin hayat kurtarmaya devam ediyor sağlıkla kalın İclal.

Huzursuzluk

Huzur vazgeçilmez bir rahatlık verir insana bazen dağın tepesinde bazen ise ıssız bir deniz kenarında ararız onu oysa huzur içimizde başlar ve orada biter. Nasıl diye soran travesti dostları duyar gibi oldum altıncı hislerim de kuvvetlidir hani ona göre hissederim ben aklınızda olsun. Her gece, bir koltuğa otur, başını gevşek ve hareketsiz bir halde geriye bırak. Yastık kullanabilirsin, böylece dinlenme vaziyetinde olursun ve boynunda gerilim olmaz. Sonra alt çeneni bırak, sadece gevşet, ağız hafifçe aralansın. Burundan değil, ağızdan nefes almaya başla. Ancak nefes değişmemeli, her zaman olduğu gibi doğal olmalı. İlk birkaç nefes biraz düzensiz olacak. Zamanla nefesler oturacak ve nefes alıp verme çok fazla sığlaşacak. Nefes çok hafifçe içeri girip çıkacak; olması gerektiği gibi. Ağzını açık, gözlerini kapalı tut ve hareket etme. Sonra bacaklarının, eklem yerlerinden kopmuş da senden uzaklaşıyormuş gibi gevşediğini hissetmeye başla. Bacakların senden alınıyormuş gibi hisset, kesilmişler. O zaman sadece üst bölümden ibaret olduğunu düşünmeye başla. Bacaklar gitti. Sonra eller: her iki elinin de gevşediğini ve senden alındığını hayal et. Ellerin ayrıldığında içerde bir ‘klik’ sesi bile duyabilirsin. Artık ellerin yok; ellerin cansız, alındı. O zaman yalnızca gövde kalır. Sonra başı düşünmeye başla, başının alındığını; başın kesiliyor, baş koptu. O zaman bırak serbest kalsın: nereye isterse oraya dönsün, sağa ya da sola, hiçbir şey yapamazsın. Bırak serbest kalsın; senden alındı. O zaman yalnızca gövdeden ibaretsin. Yalnızca bu kadar olduğunu hisset, göğüs ve karın, hepsi bu kadar. Bunu en az yirmi dakika yap, sonra uyu. Bunun uyumadan hemen önce yapılması gerekiyor. En az üç hafta yap. Huzursuzluğun yatışacak. Nereden mi biliyorum Ankara travestilerinden Bade üç haftadır uyguluyor ve işe yaramış sağ olsun bana bunu mutlaka yamalısın diyen de oldu. Bu bölümleri ayırıp, sadece esas parça kaldığında, bütün enerjin esas parçaya dolacak. Bu esas parça gevşeyecek ve enerji bu sefer daha orantılı bir biçimde bacaklarında, ellerinde ve başında yeniden hareket etmeye başlayacak. Sağlıklı günler dilerim İclal.

Bir insanı tanımak

İnsanlar bir bulmaca gibi bazı harfleri yerine koymayınca ne anlattıklarını ne olduklarını anlayamıyorsunuz. Nasıl olacak da insanları tanıyacağı derseniz sevgili travesti bireyler biraz tüyo versem iyi olur. Yeni tanıştığımızda birisiyle; ismini öğrenir, mesleğini sorar; sohbet ilerlerse okullar veya ortak arkadaşlar hakkında konuşmaya başlarız genellikle. Bir insanı tanımak istiyorsan onunla seyahat et ya da yemek ye derler. İstedikleri olmadığında takındığı tutum da çok şey gösterir bana göre. Çünkü özellikle de menfaati varsa bir kişi, doğasında olmasa bile çok tatlı bir maske takabilir, eğer yol yordam öğrenmişse. Ancak bir çıkarı kalmadığında, hatta hayal kırıklığına uğradığında bile nezaketinden, ilgisinden bir şey kaybetmiyorsa; farklı ve ince bir ruhla karşı karşıya olduğumuzu anlayabiliriz. O yüzden, kimse hakkında hemen peşin hüküm vermiyor ve zaman içinde tavırlarını gözlemliyor, sözleriyle eylemlerinin birbirleriyle tutarlı olup olmadıklarına bakıyor. Zeki insanlar genellikle çatışmalardan uzak dururlar. Bu da çoğu şeyi fark etmelerini ama sessiz kalmalarını açıklar. Sosyal açıdan utangaç ve içine kapanık insanlar, arkadaşlarına daha düşkündürler. İlişkilerde de daha sadıktırlar. Basit şeylere kolayca sinirlenebilen insanlar, bilinçaltlarında sevilmeye ihtiyaç duyar. Biri artık “değiştiğinizi” ifade ediyorsa, %95 ihtimalle onun istediği gibi davranmayı bırakmışsınızdır. Psikolojiye göre iki eski sevgili ayrıldıktan sonra arkadaş kalabiliyorsa ya halen aşıktırlar ya da hiç olmamışlardır. Unutmayın: Aldatanlar, sürekli aldatılacağını düşünür. Yalancılar, herkesin yalan söylediğini düşünür. Kadınlar erkeğin görünüşünden çok, kokusuna önem verirler. Bir erkeğin kokusuna önem vermesi gerekir diyen de Adana travestileri içinden Nehir bunu kanıtlıyor. Köpekler insanların mutsuzluğunu hissedebilir. Bunu gidermek için de onlara sokulurlar. Birinin kıymetini anlamanın en iyi yolu, onsuz bir hayatı hayal etmektir. Çevrenizdeki birinin başkaları hakkında konuşurkenki tavırlarına dikkat edin. Çünkü sizin hakkınızda başkalarına konuşurken de aynı tavırları geçerli olacaktır. Japonlara göre üç farklı yüzümüz var. İlk yüzümüz, dünyaya gösterdiğimiz. İkinci yüzümüz, sadece yakın dostlarımıza ve ailemize gösterdiğimiz. Üçüncü yüzümüz, kimseye göstermediğimiz. Hangisinin gerçek ve hakiki yüzümüz olduğunu, sanırım anladınız. Her şeyin sizi rahatsız ettiği o ruh hali, muhtemelen birini özlediğinizi gösterir. Gece geç saate kadar uyanık kalanlar, erkenden kalkanlara oranla psikopat olmaya daha yatkındır. Birinin sizinle konuşmak istediğini merak ediyorsanız kollarınızı kavuşturun. O da aynısını yapıyorsa, istiyordur.

Beyin geliştirmek

Daha zeki çabuk kavrayan insan olmak için neler yapmalıyı etraf boş insanlardan geçilmezken eminim tüm travesti bireyler kendilerini yetiştirmenin bir yolunu buldular ben de bu yazımda biraz katkı sağlamak istedim keyifli okumalar dilerim. Sabah kahvaltınızı ederken ya da işe giderken haberleri okuyabilir ya da dinleyebilirsiniz. Bu yöntem hem dünyadan haberdar olmanızı sağlayacak hem yeni bilgiler edinmenize yarayacak hem de öğrendiğiniz haberi kendi kendinize yorumlayarak sizi düşünmeye teşvik edecektir. İşte bu nedenle haberleri takip etmelisiniz. Ama bunu yaparken tek bir kaynağa bağlı kalmamaya da özen göstermelisiniz.Aç karnına su içmenin sağlığa ne kadar faydalı olduğunu duymuşsunuzdur. Ama bu eylem yalnızca vücut için değil aynı zamanda % 75’i sudan oluşan beyin için de faydalı ve gereklidir. İşte bu nedenle, bedeninize ihtiyacı olan şeyi vermeli ve sağlıklı beyin fonksiyonları için uyandığınız andan itibaren 30 dakika içerisinde 2 bardak su içmeyi alışkanlık haline getirmelisiniz. Zeka geliştirme yöntemlerini mi merak ediyorsunuz? O zaman cevaplarınızdan bir tanesi de kesinlikle uyku! Çünkü uyku bedenden ziyade beynin dinlenmesi için gerekli olan bir eylemdir. Düzenli ve yeterli uyku sağlıklı bir beyin için şart. Uyku konusunda yeterli bilgiye ulaşmak için bira kafa yordum ama önümde İstanbul travestileri içinden Buse olunca çok da araştırmaya gerek duymadım. Yeteri kadar uyumadığınızda beynini size öyle oyunlar oynamaya başlıyor ki altından kalkmak neredeyse imkansı oluyor. Yeni şeyler öğrenmenizi sağlayan, farklı dünyaların kapılarını aralayan, dakikalar içerisinde sizi yepyeni insanlarla yeni hayatlarla tanıştıran kitap okuma aktivitesi de zeka geliştirme yöntemleri arasında. Hatta bir tek kitap da değil! İster roman, ister dergi, isterseniz de ansiklopedi. Kısacası okuyun, bu beyni geliştirmek için eğlenceli ve etkili bir egzersiz niteliğindedir. Her gün yarım saatinizi okumak için ayırmayı prensip haline getirin. Zaten kısa süre içerisinde bu alışkanlığı edinecek, bir şeyler okumadan geçirdiğiniz günlerde kendinizi eksik hissetmeye başlayacaksınız. Şekerleme yapmanın beyin sağlığına iyi geldiği yapılan araştırmalarla da desteklenmekte. Siz de her gün 15-20 dakika şekerleme yaparak, beyninizin daha aktif çalışmasını sağlayabilir, günün geri kalanına daha kıvrak bir zekayla devam edebilirsiniz. Zekanızı geliştirmenin yollarını arıyorsanız, zamanınızı ve enerjinizi çalmaktan başka bir işe yaramayan boş beleş işlerden vazgeçmeyi öğrenmelisiniz. Mesela; dedikodu yapmayı bırakmalısınız. Boş insanlarla zaman geçirmeyi kesmelisiniz. Sosyal medya mecralarında insanların paylaşımlarını inceleyerek saatlerinizi harcamamalısınız. Ya da akşamlarınızı vaktinizi saçma sapan televizyon dizileri izleyerek geçirmemelisiniz. Sağlıklı mutlu günler sizlerin olsun İclal.

At

At
Dibi kararmış tencere gibi içinizi karartan insanları çıkarın hayatınızdan, sizi üzenlere geçit vermeyin silin defterden, sevginizi hak etmeyenleri de koyun kapı önüne akşamdan, kulpu kırık fincanların tamiri olmaz. Atın atın bakın bakalım şimdi güneş parlıyor. Ohh dünya varmış değil mi? İnsan bazen büyük temizlik yapmalı hayatında yer açmalı güzelliklere bunun için önce işe yaramayan ne varsa atmak lazımdır. Mesela giymediğiniz dolabın köşesinde yer kaplayan eski kıyafetleriniz, dar gelenler bol gelenler modası geçenler doldurun bir poşete ya ihtiyaç sahiplerine verin ya da çöpe atın atın yer açın. Arka balkona tıkıştırdığınız, bir gün yüzünü yenilerim pırıl pırıl olur dediğiniz o sandalyeyi, dibi kararmış tencereyi, taşındığınız hangi evden kaldığı, hangi kapıyı açtığı artık meçhul olan o anahtarları, sırf genç ve güzel çıkmışsınız diye yanınızda o hiç sevmediğiniz tiple poz verdiğiniz fotoğrafı, çekmecenin dibindeki müzik kasetlerini atın. Şimdi ihtimalleri atın.‘Olacaktı, son anda olmadı’ları atın, olmamış işte. Takılıp kaldığınız o günü, düşünüp durduğunuz o lafı. Küstüğünüz için uzun zamandır görmediklerinizin aklınızda kalan son görüntüsünü, alındıklarınızın, gücendiklerinizin hiç umurunda olmayan o ‘olayı’ o hiç beceremediğiniz yemeğin tarifini, kestiğiniz eski gazete küpürünü, içinizi kemiren o ukteyi ne var bakın bakalım çekmecelerde başka işe yaramayan gereksiz atın yahu travesti bireyler kıyamıyorum diye eskicilik yapmayın yeterince yoruldunuz. Değmeyenleri sırtınızda taşımaya son verin ve atın. Zamanı gelince yiyeceğiniz soğuk intikam yemeğini de dökün. Soğuk yemeğin hiç tadı olmaz. Cevabı olmayan soruları, kaçırdığınız fırsatları, atıldığınız işleri, beceremediğiniz ilişkileri, kişisel gelişim kitaplarını, arkanızdan konuşanları, önünüzü kapayanları, alamadığınız terfiyi, oturamadığınız evi,‘Şimdiki aklım olsa’ları aldığınız en kötü karneyi, hatta en iyi karneyi, çalışmayan saatleri, bunu yapan travesti bireyler var aramızda biliyorum. Çalışmayan saati ısrarla atmazlar illa bir gün yaptırırım diye tutarlar yok kardeşim yaptıracağın işte at gitsin. İçine atma bir tek sıkıntıları açıkla söyle dinlet dostuna. İşe yaramayan fikirleri, kaçan trenleri, zamansız yaşlandıran dertleri, o gün’ olanları, halının altına süpürdüklerinizi, dolabın dibine iteklediklerinizi özellikle eskici Antalya travestilerinden Melis at hadi ya tutma artık dolabında o eski şeyleri lütfen temizle bahara yakışan bir temizlik yap. Bakın, ne güzel güneş çıktı. Güneşli günler dilerim İclal.

Sevgilim

Bugün hep sevmek yazmak istiyorum bahar başıma vurdu galiba aşka düşmüş gibiyim ah ah nerede eski aşklar diyenlerinizi duyar gibiyim. Ben ne bekliyorum aşktan sen ne bekliyorsun peki travesti kardeşim hep aynı değil mi? Azıcık fedakarlık, dürüstlük, samimiyet ve sadakat yeter bence. Ben yalnızca seni seviyorum diyen birini istemiyorum. Ben beni seven birini istemiyorum sevgilim.Beni anlayan birini istiyorum, benimle uyuyabilmeli mesela.Sarhoş da olmalı.Bazen saatlerce sebepsiz susabilmeliyiz birlikte.Dua da etmeliyiz elbette dua kapısını açık tutan İstanbul travestileri gibi. Ben beni seven birini istemiyorum sevgilim. Benimle yarım kalmış bir çocukluğu tamamlayacak birini istiyorum. Pamuk şeker yiyebileceğim birini. Kış aylarında üzerimi örtecek birini. Dizlerime yatırıp saçlarıyla parmaklarımı dans ettirebileceğim birini. Ben beni seven birini istemiyorum sevgilim.Beni koruyabilecek birini istiyorum.Birlikte en karanlık yollarda yürüyor bile olsak korkmayacağım birini.Emin olduğum birini. Her ne olursa olsun sırtımı şüphesiz yaslayabileceğim birini..Ben beni seven birini istemiyorum sevgilim.Birlikte hayal kurabileceğim birini istiyorum.Küçük hayaller, bir öpücük kadar küçük, bir öpücük kadar anlamlı hayaller. Ben beni seven birini istemiyorum sevgilim. Kavga edebileceğim birini istiyorum. Kızabileceğim ama kıramayacağım birini. Kızabilecek ama kıramayacak birini. Yine de her şeye rağmen öfkemi gülüşüyle darmadağın edebilecek birini. Ben beni seven birini istemiyorum sevgilim. Sarılabileceğim birini istiyorum. Sarılırken dünya telaşından arınmış birini. Ben beni seven birini istemiyorum sevgilim. Omzunda ağlayabileceğim birini istiyorum. Karşısında ağlarken utanmayacağım birini. Ben beni seven birini istemiyorum sevgilim. Anlatabileceğim birini istiyorum, her şeyi !Kim kırdıysa, kim üzdüyse beni hepsini. Haksız olduğumu da söyleyebileceğim birini. Sır verebileceğim birini. Sırrına sadık kalacağım birini. Ben beni seven birini istemiyorum sevgilim. Sahile gidip denizi izleyebileceğim birini istiyorum. Ben beni seven birini istemiyorum sevgilim. Sevme beni. Gel bana sadece sen olarak gel kim istemez sen gibi sevgiliyi? Gemileri, uzakları, ufuk çizgisini, yakamozun güzelliğini istiyorum.  Ben beni seven birini istemiyorum sevgilim. Aynı yolda farklı ayaklarla eşit adımlar atabileceğim birini istiyorum. Aslında ben yalnızca seni istiyorum sevgili yalnız ve derinden sevebileceğim sadece seni. Çok duygusalım yine bu gece gel sil ellerinle ıslanan gözlerimi. Seviyorum hepinizi sevgiyle kalın İclal.

Şanssızlık

Neden bazı insanlar inanılmaz derecede şanslı iken, diğerleri hak ettikleri olanaklara asla sahip olamazlar? Şansın ne olduğunu şanssızlığımdan öğrenmiştim ne acı, o kadar şanssız bir adamdım ki; hayallerim bile gerçekleşemeyecek kadar güzeldi. Mutluluğun şifresini al kullan diye verseler ben de bu şanssızlık olduktan sonra yanlış girişlerimle bloke ederdim. Şans yolda yürürken ayağıma takılsa, tökezletip düşürürdü beni, ben böyle şansın içine ağzımı bozmaya kalksam, önce hava bozar, güneşli bir günde kar yağdırırdım. Şans çoğu zaman doğru çıkan bir tahmindir. Tahminlerimde en azından insan tahminlerimde hiç yanılmazdım ama şans oyunlarında yenilginin dibine vuran hep ben olurdum. İnsan tahmininde bütün travestiler öne geçer zaten yanılmaz. Şanssızlığın belirtileri şu dört şeyden belli olurmuş;  ahmağa fikir danışmak, cahile para vermek, dostların öğütlerini dinlememek, dünyadan ibret almamak. Ahmakla işim yoktu, cahilin semtine bile uğramazdım. Dostlarımın sözlerini emir telakki eder derhal yerine getirirdim. Ankara travestilerinden Bade’ye ait bu yorum evet haklı şanssızlık öylesine yakalar insanı yağmura tutulmak gibi sanırım. Öyleyse nereden geliyordu bu bahtsızlığım? Karışık çerezlerdeki leblebi gibiydim. Kimse yemez, yanlışlıkla birisi alsa hemen geri bırakır. Okyanusta kendi halinde yüzen balık olsam ya karaya vururum ya gemi çarpar. Görülmüş şey değil demeyin, siz benim yerimde hiç olmadınız. Neymiş efendim çirkin şansı diye bir gerçek varmış ey hayat senden şans dilenmek için daha ne kadar çirkinleşeyim? Uzak diyarların bahtsız insanı diye başlayan tüm yazılar beni anlatırken, oturmuş size ne kadar şanssız olduğumu yazıyorum. Şanssızlık üzerine başınıza ne gelmişse çarpın ikiyle daha olmadı bir de kendisi ile toplayın. Dağıttım yine cümleleri ben bu şansla bu yazının da hakkından gelirim. Daha olmadı satar iki mandal alırım. Yok yok eskidendi o sokak satıcıları, köşe başından bağırmaya başladılar mı anam kapardı kap kaçağı, “eskici geldi hanım” eskiler alıyorum dediğinde hiç tereddüt etmeden koysaydı beni kapı önüne şansızlık bu ya, eskiciden önce terliklerimizi aşıran Çomar’ın yuvasına süs olurdum. Çomarın da yuvasının önünde ot bitmez benim bastığım yerler gibi bilmem ki bu şanssızlıkla gökten kasnak yağsa bir tanesi bizim boynumuza geçer mi? Aman geçmesin zaten özgürlüğüme de düşkünümdür hani. Ey kimseyi kimseye muhtaç etmeden yaşatan şans düşürme sakın çöllere beni. Sevgiyle kalın İclal.

Affetmek neden gereklidir?

O kör uçurumda düştüğümüz noktada belki kemiklerimiz kırılacak, belki nefes alamayacağız ve belki de yere vurduğumuz anda hayatımız son bulacak. İşte “ben affetmeyeceğim” dediğimizde öncelikle egomuz bizi o uçurumdan tek hamlede aşağıya atmış oldu bile değil mi? Affetmek ile gurur yapmak arasında arafta kaldık son seçim bize ait evet ama sonuçlarına katlanacak kadar güçlü değilsek ne yapacağız? Aldatılmış bir sevgiliyiz travesti bireyler farz edelim öyleyiz ne yapacağız? Yine affedilecek şeyi “dışarıda” aradık, başkasını hareketleri için yargıladık veya başkasının özgür seçimlerine müdahale etmiş olduk. Kendimizce iyi ve kötülerimize göre onun seçimlerine saygı göstermedik ve hatta “affetmemek” üzere kendi yargılarımızdan çok uzakta gördük. Sonucu düştüğümüz uçurumlar oldu, egomuzun eline düştüğümüz, geçmişte yaşamaya devam ettiğimiz ve her hatırladığımızda kalbimizde biriken kin, nefret, kıskançlık gibi kalbimizin muhteşem temizliğine layık olmayan hisleri memnuniyetle sevgili egomuzun hizmetinde kabul ettik. Bu konuyu affetmeyi seçen Ankara travestilerinden Bade’nin ağzından okuyalım.”Ben de o uçurumlardan düştüm, nasıl diye uzun süre sorguladım. Bir insan böyle bir şeyi nasıl yapabilir, neden yapabilir, cevaplar aradım ve evet egom şöyle sordurdu “bana nasıl yapabilir?”. Fakat bu yaklaşım sadece benim kalbimi daha da karartmaktan başka bir şeye yaramamıştı. Ve hatta affetmedikçe büründüğümüz en güzel rollerden biri olan sevgili “kurban” rolü anlayışı beni daha da yoğun bir şekilde ele geçiriyordu. Ne de olsa aldatılan taraf bendim evet itiraf ediyorum. Ben aldatıldım, mağdurdum, yapabileceğim bir şey yoktu, benim bu olayda hiçbir sözüm yoktu değil mi? Bana düşen rol neydi affetmemek, kurban olmak, kırgınlıklarla yaşamak, üzülmek, dağılmak, kin tutmak., Nasıl oldu nasıl yaptı demek ve buna benzer şu an anlatırken bile kendimden nefret ettirebilecek birçok “yargılama” ve “pasif kurban” anlayışını memnuniyetle kabul eden yaklaşım işte karşımda duran gerçekler.” Siz de kendinizi onun yerine koyarak okuyun lütfen empati yapmak gerekiyor. İşte bu nokta, yeniden yolculuğumuzun başladığı yani o uçurumun kenarından sırtımızı dönerek, kalbimize sarılıp, yepyeni aşklar için yepyeni bir “biz” olarak umutla, sevgiyle ve inançla yola çıktığımız andır. Bunun için affetmek gereklidir belki de belki de yoldan dönmemeliyiz seçim sizin sevgiyle kalın İclal.